Birleşik Hanedanlar (B.H.), 9 A.D. civarında Doğu Asya'da, Megech, Bourguesa, Kuan, Na, Ushin ve Togoyama hanedanlarının birleşmesiyle kuruldu. Eski Çin, Kore ve Japonya topraklarını kapsayan bu yapı, başlangıçta bölgesel bir birlik olmasına rağmen kısa sürede merkezi bir güç haline geldi. Kuruluşundan itibaren hem askeri organizasyon hem de idari yapı açısından diğer devletlere kıyasla daha gelişmiş bir sistem oluşturdu.
B.H., erken dönemden itibaren kuzeye doğru genişleyerek Sibirya ve Kamçatka bölgelerine ulaştı. Bu zorlu coğrafyada koloniler kurarak hayatta kalmayı başaran ilk büyük güçlerden biri oldu. Bu süreçte sert iklim koşullarına rağmen kalıcı yerleşimler kuruldu ve Uzak Kuzey, stratejik bir genişleme alanına dönüştürüldü.
Teknolojik anlamda en büyük sıçrama 63 A.D.'de elektriğin keşfi ile gerçekleşti. Bu buluş, özellikle soğuk bölgelerde hayatta kalmayı kolaylaştırdı ve B.H.'yi inovasyon alanında dünya lideri haline getirdi. Ardından 65 A.D.'de ampulün icadı ile birlikte, B.H. teknolojik üstünlüğünü pekiştirerek diğer tüm devletlerin önüne geçti. Bu dönem, Birleşik Hanedanlar'ın "teknoloji kalesi" olarak anılmaya başladığı süreçtir.
87 A.D.'den itibaren B.H., güneye doğru genişleyerek Çinhindi ve Endonezya bölgelerini kolonileştirdi. Bu bölgelerin yönetimi Kuan Hanedanı'na bırakıldı ve böylece hem idari yük paylaşılmış oldu hem de ekonomik üretim ciddi şekilde arttı. 124 A.D.'de kolonilerin tamamen entegre edilmesiyle birlikte B.H., dünya üzerindeki ikinci süper güç konumuna yükseldi ve ticaret ağları Avrupa'ya kadar uzandı.
127 A.D.'den itibaren Sahriya Federasyonu ile deniz silahlanma yarışı başladı ve iki güç arasında uzun süreli bir soğuk savaş dönemi yaşandı. Bu rekabet, B.H.'nin hem askeri hem ekonomik kaynaklarını zorladı. Aynı dönemde iç yapıda da merkezileşme ve kontrol sorunları ortaya çıkmaya başladı.
146–148 A.D. arasında EDK'nın sabotaj faaliyetleri, B.H.'nin teknolojik ve ekonomik altyapısını ciddi şekilde zayıflattı. Bu müdahaleler sonucunda Birleşik Hanedanlar soğuk savaşı kaybetti ve ekonomik çöküş sürecine girdi. Bu kriz, devletin iç dengesini bozarak uzun vadeli çözülmenin temelini attı.
157 A.D.'den itibaren B.H., ekonomik kayıplarını telafi etmek için topraklarını mega şirketlere satmaya başladı. Bu durum merkezi otoritenin daha da zayıflamasına yol açtı. Kuan gibi güçlü hanedanlar bu süreçte merkezden kopmaya başladı ve nihayetinde 164 A.D.'de Kuan Devleti bağımsızlığını ilan etti. Bu ayrılık, Birleşik Hanedanlar'ın çözülme sürecindeki en büyük kırılma noktalarından biri oldu.
197 A.D.'ye gelindiğinde Birleşik Hanedanlar tamamen bir şirketokrasiye dönüşmüştü. Devlet, büyük şirketlerin kontrolüne girmiş ve halk üzerindeki baskı artmıştı. Bu durum geniş çaplı protestolara yol açtı ancak bu protestolar sert şekilde bastırıldı. İç huzursuzluk giderek büyüdü ve devlet yapısı kırılgan hale geldi.
202 A.D.'de başlayan büyük küresel savaşta B.H., Essonya'ya karşı ültimatom vererek savaşa dahil oldu. Ancak Kuan, Sahriya ve diğer güçlerin de savaşa katılmasıyla B.H. çok cepheli bir çatışmaya sürüklendi. 203 A.D.'de kara savaşlarında geçici başarılar elde etse de, denizlerde sayıca üstün rakiplerine karşı geri düştü ve genel olarak savaş dengesi aleyhine gelişti.
240 A.D.'lere gelindiğinde Birleşik Hanedanlar tam anlamıyla bir iç savaşa sürüklendi. Uzun süren bu iç çatışmalar devletin bütünlüğünü parçaladı ve ekonomik sistemini çökertti. Sonunda 265 A.D.'de, Japonya ve Vladivostok merkezli olarak "Birleşmiş Sendikalar Federasyonu" adlı komünist bir devlet kuruldu. Eski B.H. yönetimi ise Kamçatka'ya çekilerek sürgün hükümeti oluşturdu.
İlerleyen dönemde Birleşik Hanedanlar eski gücünü tamamen kaybetmiş olsa da, ekonomik ve ticari etkisini sürdürmeye çalıştı. 297–298 A.D. döneminde Cesya ve Sahriya ile yapılan ticaret anlaşmaları sayesinde yeniden küresel ekonomiye entegre oldu. Ancak artık eski süper güç konumundan uzak, daha çok ekonomik bir aktör haline gelmişti.
300 A.D.'ye gelindiğinde Birleşik Hanedanlar, bir zamanların en büyük teknolojik gücü olmasına rağmen, iç savaşlar, ayrılıklar ve ekonomik krizler nedeniyle parçalanmış ve eski ihtişamını kaybetmiş bir yapı olarak varlığını sürdürmekteydi.